top of page

Kendinle Yeniden Bağ Kurmak İçin

Dinlenme
Durağı
İrem İncesu'nun Blogu
Ara


20'li Yaşlarımı Adadığım 9 Yıllık İlişkinin Ardından: Kendi Yolumu Nasıl Yeniden İnşa Ettim?
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımda paylaştığım bir içeriğin altına, birçoğunuzun kalbinden geçen o ağır ama evrensel soru düştü: "İrem, tüm bunların üstesinden nasıl geldin?" O videonun altında biriken onlarca yorumu tek tek okudum. Çoğunluğu kadınlardan oluşan, aynı acının farklı versiyonlarından geçmiş, o karanlık tünelde kendi yönünü bulmaya çalışan insanların eşsiz dayanışmasını gördüm. Sizi o kadar iyi anlıyorum ki; çünkü o tünelin tam ortasından ben de geçtim.

İrem Çekiç İncesu
3 gün önce3 dakikada okunur


Böyle Yaşamak Zorunda Olmadığımı Hatırladığımda Neler Yapıyorum?
Bazen günlerin içine öyle bir dalıyoruz ki, stres, koşturmaca ve zihnimizdeki o bitmek bilmeyen gürültü bizim "normalimiz" haline geliyor. Omuzlarımız kulaklarımıza kadar çıkmış, nefesimiz göğsümüzde sıkışmış bir halde yaşayıp gidiyoruz. Ve en ilginci ne biliyor musun? Çoğu zaman bu acıya, bu sıkışmışlığa mecbur olduğumuzu sanıyoruz. Ta ki o sihirli cümleyi hatırlayana kadar: "Bir dakika ya... Ben böyle yaşamak zorunda değilim." Bu cümleyi kendime hatırlattığım o an, aslında

İrem Çekiç İncesu
5 Mar2 dakikada okunur


Korku Geldiğinde Kaçmak Yerine Kalabilir misin?
Bazen hiçbir şey olmamışken bile içimizde bir huzursuzluk olur. Her şey yolundayken bile.Hayat akarken bile.Mantıklı bir sebep yokken bile. Ama beden bilir. Göğüste hafif bir sıkışma. Midede belirsiz bir gerginlik. Zihinde sürekli dönen ihtimaller. Çoğu zaman bu hissin adını koymayız. Ama o tanıdıktır. Bu, korkudur. Ve çoğumuz korkuyla karşılaştığımızda aynı şeyi yaparız: ondan uzaklaşmaya çalışırız. Dikkatimizi dağıtırız. Mantık üretiriz. Kendimizi sakinleştirmeye çalışırız.

İrem Çekiç İncesu
26 Şub2 dakikada okunur


Bir Koltuğa Sığmayan Karpuzlar ve Yorulan Ruhumuz: Neden "Dur" Diyemiyoruz?
Merhaba, Bugün seninle biraz dertleşelim, biraz da omuzlarımızdaki (ya da kolumuzun altındaki) yükleri konuşalım istiyorum. Geçenlerde bir arkadaşım bana şu soruyu sordu: "Bir kolunun altına sahiden kaç karpuz sığar?" Atalarımız "Bir koltukta iki karpuz taşınmaz" demişler ama görselerdi halimizi, herhalde bu sözü güncellerlerdi. Çünkü ben –ve biliyorum ki birçoğunuz– hayatımız boyunca sanki birden fazla şeyi aynı anda yapmaya, her şeye yetişmeye programlanmış gibiyiz. Kariyer

İrem Çekiç İncesu
19 Şub2 dakikada okunur


Aşk Sandığım Şey Aslında Sinir Sistemimin Bir Çığlığıymış: "Benlik Farklılaşması" ile Tanışmam
Yıllarca aşkı, kalbimin ortasında hissettiğim o ince sızı sandım. Birine ne kadar çok "muhtaçsam", onu o kadar çok seviyorum zannettim. Telefonun ekranı karardığında içimde yükselen o panik dalgasını, "tutku" diye etiketledim. Oysa gerçeği öğrendiğimde, üzerimden koca bir yük kalktı: Sorun sevgimin büyüklüğü değil, "Benlik Farklılaşması" (Differentiation of Self) seviyemin düşüklüğüymüş. İç İçe Geçmek: Aşk mı, Biyolojik Bir Yanılgı mı? Murray Bowen’ın Aile Sistemleri Teorisi

İrem Çekiç İncesu
10 Şub2 dakikada okunur


İyi Niyet Bir Yetenek mi, Yoksa Her Sabah Yeniden Yaptığımız Bir Seçim mi?
Bazen etrafıma bakıyorum ve kalbimin sıkıştığını hissediyorum. Bazı insanların inatla, ısrarla öfkeyi, karanlığı ve kötü niyeti beslediğini görüyorum. Sanki bu onlar için bir zırh, bir korunma kalkanı. Bu durum sadece çevrelerine değil, en çok da kendi ruhlarına ağır bir yük bindiriyor. Geçenlerde zihnimde şu soru belirdi: "Acaba iyi niyetli olmak doğuştan gelen bir şans mı? Yoksa zorlu bir çocukluk geçiren, sevgisiz büyüyen biri için iyi niyetli olmak imkansız mı?" Bu soruyu

İrem Çekiç İncesu
23 Oca2 dakikada okunur
bottom of page