top of page

Kendinle Yeniden Bağ Kurmak İçin

Dinlenme
Durağı
İrem İncesu'nun Blogu
Ara
İlişkilerde Beklenti, Gerçekçilik ve Ortak Alan Kurmak
Sevdiğimiz insan, bizim değer verdiğimiz her şeye aynı heyecanı duymak zorunda mı? İlişkilerde bazen farkında olmadan şöyle bir beklentiye girebiliyoruz: “Benim sevdiğim şeyi o da sevsin.” “Benim heyecanlandığım şeye o da aynı heyecanı göstersin.” “Benim için önemli olan, onun için de aynı derecede önemli olsun.” “Beni seviyorsa benim dünyama benim baktığım yerden bakabilsin.” Bu gerçekleşmediğinde içimizde bir kırgınlık, yalnızlık ya da görülmeme hissi oluşabiliyor. “Beni an
İrem Çekiç İncesu
5 gün önce5 dakikada okunur


Bir Mesaj Neden Seni Bu Kadar Sarsıyor?
Bir mesaj geç gelir.Bir ses tonu değişir. Karşı taraf eskisi kadar sıcak yazmaz. Kısa cevap verir. Eskiden hemen dönerken şimdi birkaç saat sonra yazar. Ve bir anda zihnin çalışmaya başlar. “Benden uzaklaşıyor mu?” “Ben mi yanlış bir şey yaptım?” “Artık eskisi gibi hissetmiyor mu?” “Bu mesajın altında başka bir anlam mı var?” “Şimdi ne yapmalıyım?” Belki sadece bir mesajdır. Belki karşı taraf gerçekten yoğundur. Belki o an yorgundur. Belki de aranızda konuşulması gereken bir
İrem Çekiç İncesu
2 Haz5 dakikada okunur


Ayakkabınızdaki Taşı Neden Çıkarmıyorsunuz? "Tanıdık Acı" ile Vedalaşma Pratiği
Uzun bir yürüyüşte olduğunuzu hayal edin. Yol güzel, manzara akıp gidiyor ama aniden ayakkabınızın içine küçük bir taş giriyor. Mantıken yapmamız gereken şey çok basittir: Durmak, eğilip ayakkabıyı çıkarmak ve o taşı silkelemek. Ancak çoğumuz bunu yapmayız. "Aman şimdi tempom bozulmasın" , "Birazdan geçer nasıl olsa" ya da "Hedefe varmama az kaldı, idare edebilirim" diyerek yürümeye devam ederiz. Zaman geçer. O küçük taş her adımda topuğunuza biraz daha batar, canınızı yaka
İrem Çekiç İncesu
6 Nis2 dakikada okunur


Özel İçerik | Zihnin "Keşke" Tuzağından Çıkmak: Pişmanlığı Kabule Dönüştürme Pratiği
Sevgili yol arkadaşım, bu güvenli alana hoş geldin. Bugün seninle omuzlarımızı aşağı çeken, nefesimizi sığlaştıran ve enerjimizi en çok sömüren o ağır histen, pişmanlıktan konuşacağız. Çoğumuz geçmişte yaptığımız hataların, "yanlış" seçimlerin gölgesinde yaşıyor, zihnimizde sürekli aynı kaseti başa sarıp kendimizi en acımasız yargıcın önüne çıkarıyoruz: "Nasıl bu kadar aptal olabildim?", "Keşke o gün o kararı vermeseydim." Ama sana kendi hayatımdan bir sır vereyim: Ben pişma
İrem Çekiç İncesu
28 Mar3 dakikada okunur
bottom of page