top of page

Kendinle Yeniden Bağ Kurmak İçin

Dinlenme
Durağı
İrem İncesu'nun Blogu
Ara


Ayakkabınızdaki Taşı Neden Çıkarmıyorsunuz? "Tanıdık Acı" ile Vedalaşma Pratiği
Uzun bir yürüyüşte olduğunuzu hayal edin. Yol güzel, manzara akıp gidiyor ama aniden ayakkabınızın içine küçük bir taş giriyor. Mantıken yapmamız gereken şey çok basittir: Durmak, eğilip ayakkabıyı çıkarmak ve o taşı silkelemek. Ancak çoğumuz bunu yapmayız. "Aman şimdi tempom bozulmasın" , "Birazdan geçer nasıl olsa" ya da "Hedefe varmama az kaldı, idare edebilirim" diyerek yürümeye devam ederiz. Zaman geçer. O küçük taş her adımda topuğunuza biraz daha batar, canınızı yaka

İrem Çekiç İncesu
2 gün önce2 dakikada okunur


Özel İçerik | Zihnin "Keşke" Tuzağından Çıkmak: Pişmanlığı Kabule Dönüştürme Pratiği
Sevgili yol arkadaşım, bu güvenli alana hoş geldin. Bugün seninle omuzlarımızı aşağı çeken, nefesimizi sığlaştıran ve enerjimizi en çok sömüren o ağır histen, pişmanlıktan konuşacağız. Çoğumuz geçmişte yaptığımız hataların, "yanlış" seçimlerin gölgesinde yaşıyor, zihnimizde sürekli aynı kaseti başa sarıp kendimizi en acımasız yargıcın önüne çıkarıyoruz: "Nasıl bu kadar aptal olabildim?", "Keşke o gün o kararı vermeseydim." Ama sana kendi hayatımdan bir sır vereyim: Ben pişma

İrem Çekiç İncesu
28 Mar3 dakikada okunur


Özel İçerik | Burası Bir Dönüşüm Değil, "Kalma" Alanı: Birlikte Santosha Pratiği
Sevgili yol arkadaşım, bu güvenli alana hoş geldin. Şu an bu satırları okurken omuzlarının ne kadar gergin olduğunu, nefesini ne kadar sığ aldığını ya da zihninde kaç farklı sekmenin açık olduğunu bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Buraya, dışarıdaki o yorucu gürültüden bir anlığına uzaklaşmak için geldin. Sürekli "daha iyi bir versiyonunu" üretmeni bekleyen, durmadan iyileşmeni, hep pozitif olmanı ve potansiyelini bir an önce gerçekleştirmeni dikte eden o dünyaya bugün se

İrem Çekiç İncesu
20 Mar2 dakikada okunur


20'li Yaşlarımı Adadığım 9 Yıllık İlişkinin Ardından: Kendi Yolumu Nasıl Yeniden İnşa Ettim?
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımda paylaştığım bir içeriğin altına, birçoğunuzun kalbinden geçen o ağır ama evrensel soru düştü: "İrem, tüm bunların üstesinden nasıl geldin?" O videonun altında biriken onlarca yorumu tek tek okudum. Çoğunluğu kadınlardan oluşan, aynı acının farklı versiyonlarından geçmiş, o karanlık tünelde kendi yönünü bulmaya çalışan insanların eşsiz dayanışmasını gördüm. Sizi o kadar iyi anlıyorum ki; çünkü o tünelin tam ortasından ben de geçtim.

İrem Çekiç İncesu
12 Mar3 dakikada okunur


Böyle Yaşamak Zorunda Olmadığımı Hatırladığımda Neler Yapıyorum?
Bazen günlerin içine öyle bir dalıyoruz ki, stres, koşturmaca ve zihnimizdeki o bitmek bilmeyen gürültü bizim "normalimiz" haline geliyor. Omuzlarımız kulaklarımıza kadar çıkmış, nefesimiz göğsümüzde sıkışmış bir halde yaşayıp gidiyoruz. Ve en ilginci ne biliyor musun? Çoğu zaman bu acıya, bu sıkışmışlığa mecbur olduğumuzu sanıyoruz. Ta ki o sihirli cümleyi hatırlayana kadar: "Bir dakika ya... Ben böyle yaşamak zorunda değilim." Bu cümleyi kendime hatırlattığım o an, aslında

İrem Çekiç İncesu
5 Mar2 dakikada okunur


Korku Geldiğinde Kaçmak Yerine Kalabilir misin?
Bazen hiçbir şey olmamışken bile içimizde bir huzursuzluk olur. Her şey yolundayken bile.Hayat akarken bile.Mantıklı bir sebep yokken bile. Ama beden bilir. Göğüste hafif bir sıkışma. Midede belirsiz bir gerginlik. Zihinde sürekli dönen ihtimaller. Çoğu zaman bu hissin adını koymayız. Ama o tanıdıktır. Bu, korkudur. Ve çoğumuz korkuyla karşılaştığımızda aynı şeyi yaparız: ondan uzaklaşmaya çalışırız. Dikkatimizi dağıtırız. Mantık üretiriz. Kendimizi sakinleştirmeye çalışırız.

İrem Çekiç İncesu
26 Şub2 dakikada okunur
bottom of page