Korku Geldiğinde Kaçmak Yerine Kalabilir misin?
- İrem Çekiç İncesu

- 26 Şub
- 2 dakikada okunur

Bazen hiçbir şey olmamışken bile içimizde bir huzursuzluk olur.
Her şey yolundayken bile.Hayat akarken bile.Mantıklı bir sebep yokken bile.
Ama beden bilir.
Göğüste hafif bir sıkışma. Midede belirsiz bir gerginlik. Zihinde sürekli dönen ihtimaller.
Çoğu zaman bu hissin adını koymayız.
Ama o tanıdıktır.
Bu, korkudur.
Ve çoğumuz korkuyla karşılaştığımızda aynı şeyi yaparız: ondan uzaklaşmaya çalışırız.
Dikkatimizi dağıtırız. Mantık üretiriz. Kendimizi sakinleştirmeye çalışırız.
Ama nadiren durup gerçekten şunu yaparız:
Korkuyu hissetmek.
Korku Aslında Gelecek Hakkında Bir Hikâyedir
Dr. David R. Hawkins, Bırakmak kitabında korkunun şimdiki zamandan değil, zihnin gelecek hakkında yarattığı anlamlardan doğduğunu söyler.
Korku, çoğu zaman şu anda olanla ilgili değildir. Olabileceğini düşündüğümüz şeylerle ilgilidir.
Henüz gerçekleşmemiş bir yalnızlık. Henüz yaşanmamış bir reddedilme.Henüz olmamış bir kayıp.
Zihin bu ihtimalleri gerçekmiş gibi deneyimler.
Ve beden buna inanır.
Bu yüzden korku sadece bir düşünce değildir. Bedensel bir deneyimdir.
Gerçektir.
Ama kalıcı değildir.
Korkunun Kendisi Değil, Ona Direniş Acı Verir
Çoğu insan korkunun kendisinden değil, korkuya karşı verdiği tepkiden yorulur.
Korkuyu bastırmak. Korkuyu yok etmeye çalışmak.Korkuyu hissetmemeye çalışmak.
Bu çaba, korkunun kendisinden daha fazla enerji tüketir.
Hawkins’in bırakarak dönüşüm dediği şey, tam olarak burada başlar:
Duyguyu değiştirmeye çalışmayı bıraktığın anda.
Çünkü bir duygu, bastırıldığında kalır. Ama hissedildiğinde hareket eder.
Duygular doğaları gereği geçicidir.
Onları kalıcı yapan şey, onlara direnmemizdir.
Bırakmak, Vazgeçmek Değil — İzin Vermektir
Bırakmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Bırakmak vazgeçmek değildir. Bırakmak pes etmek değildir.Bırakmak önemsememek değildir.
Bırakmak, kontrol etme çabasını bırakmaktır.
Bir duygu geldiğinde, onu hemen değiştirmeye çalışmadan onunla kalabilmektir.
Bir an için hiçbir şey yapmadan.
Sadece hissetmek.
Göğüste sıkışma varsa, onu fark etmek. Midede bir düğüm varsa, onunla kalmak.
Onu düzeltmeye çalışmadan.
Onu çözmeye çalışmadan.
Sadece izin vererek.
Ve garip bir şekilde, tam o anda bir şey değişmeye başlar.
Çünkü bir duygu, ancak hissedildiğinde çözülür.
Korku Seni Korumaya Çalışır, Ama Seni Sınırlayabilir de
Korkunun özü korumaktır.
Seni incinmekten korumak. Seni bilinmezlikten korumak. Seni kayıptan korumak.
Ama aynı zamanda seni genişlemekten de alıkoyabilir.
Yeni bir adımdan. Gerçek bir yakınlıktan. Gerçek bir değişimden.
Korku her zaman “dur” der.
Ama hayat, çoğu zaman korkunun hemen ötesinde başlar.
Ve ilginç olan şu:
Korku yok olduğunda değil,korkuya rağmen kalabildiğinde özgürlük başlar.

Duygular Dalga Gibidir
Bir duygu geldiğinde kalıcı gibi hissedilir.
Ama hiçbir duygu kalıcı değildir.
Bir dalga gibi yükselir. Bir süre var olur. Ve sonra çözülür.
Sen müdahale etmediğinde, süreç doğal olarak tamamlanır.
Ama bastırdığında, o dalga içeride donmuş halde kalır.
Ve yıllar sonra bile aynı yoğunlukla geri dönebilir.
Bırakmak, bu doğal hareketin gerçekleşmesine izin vermektir.
Duygunun bedenin içinden geçmesine izin vermek.
Onu tutmadan.
Onu itmeden.
Gerçek Güç, Korkunun Olmadığı Bir Hayat Değil
Gerçek güç, korkunun olmadığı bir hayat değildir.
Gerçek güç, korku geldiğinde kaçmamaktır.
Onunla kalabilmektir.
Ve o an şunu fark etmektir:
Ben bu duygu değilim. Bu duygu benim içimden geçiyor.
Ve geçecek.
Hawkins’in söylediği gibi, bırakmak bir eylem değil, bir izin verme halidir.
Ve bazen en büyük dönüşüm, hiçbir şey yapmamayı seçtiğin anda başlar.
Sadece kalırsın.
Ve o kalış, seni özgürleştirir.
Dilimin Tam Ucunda (Podcast)’dan bir not:
Belki de özgürlük, korkunun tamamen yok olması değil…
Korku geldiğinde artık ondan kaçmamanın huzurudur.
Sevgiyle.




Yorumlar